Z Kuşağı’nın Yeni Radikal İdolü!.. Pikachu “Ajan Provokatör” mü?..
MedyaRadar analisti Atilla Akar, Pikachu’ya yönelik “Psikolojik Harp Argümanı” olduğu yönündeki iddiaları değerlendirdi…
Efendim; tarih boyunca bütün sosyal hareketler, isyanlar, devrimler, vb kendi simgelerini yaratırlar. Bu günümüz için daha bir geçerli olsa gerek. Çünkü sosyal medya ve iletişim sistemimiz artık neredeyse tümüyle semboller üzerinden yürüyor.
Günümüz gençliğinin zihni ise bir anlamda simgeler üzerinden oluşuyor. Artık simgelerle düşünebilen bir kuşak söz konusu. Onlara herhangi bir konuyu lafla anlatmanız zordur. (Sıkılırlar) Oysa bir emoji yollamanız yeter!..
Pikachu Kuşağı!..
Neyse, kuşak tahlilini sonraya bırakayım. Şimdilerde Antalya’daki Pikachu ortalığı kasıp kavuruyor. Videoları herhalde milyonlarca kez izlenmiştir. Bende izledim. Doğrusu herkes gibi çok güldüm ve sevimli buldum. Öyle veya böyle söz konusu görüntü sürece damga vurmuş görünüyor. Artık Z kuşağı ve olaylar denildiğinde Pikachu hatırlanacaktır.
Ancak şimdilerde Pikachu’ya yönelik bazı iddialar gündemde. Kimilerine göre Pikachu aslında hiç de “masumane” bir eylem olmayıp, belli merkezlerce gündeme getirilmiş bir “proje” olup, “algı çalışması” yapılmaktaydı.
Psikolojik Harp Argümanı mı?..
Örneğin oyuncu ve yönetmen Hasan Kaçan’a göre "Bunların tamamı özel çalışılmış ajans işidir. Kanunsuzluğu, vandallığı gençlere sevimli gösterme çalışmasıdır. Gaz maskeli semazen figüründen, Pikachu karakterine, polis önünde evlenme teklif edenden, Örümcek Adam kostümlüsüne kadar profesyonel prodüksiyondur. Karakterler, yazılmış bir senaryonun aktörleridir. Ortada komik bir şey yok. Vahşet var, çapul var, vandallık var. Ajansın algı çalışması var." dı.
Hasan Kaçan’ın bu konulardaki birikimi nedir bilmiyorum ama aynı mantıkla (Örneğin daha radikal beklentileri olanlara göre) “Resmi mercilerin olayı sulandırma girişimi” de olabilirdi. Ben Hasan Kaçan’ın bu konularda “Otorite” olduğunu bilmiyordum doğrusu!..
Bu konudaki iddiaların dile getirildiği diğer bir zemin ise CNN Türk’teki Samet Güner’in sunduğu program oldu. Gazeteci Ferhat Murat ile güvenlik uzmanı Coşkun Başbuğ’un katıldığı programda benzer iddialar dile getirildi. Ferhat Murat “Bu tarz sokak olaylarını sempatik gösterme ve sanki terör örgütleri işin içinde değilmiş gibi göstermeye çalışıyorlar" derken, Coşkun Başbuğ ise "Bir psikolojik harp uygulandığı herkes tarafından biliniyor. Bu evvelden planlanmış. Bunun masumane ve sırf bir kişinin tepkisi olarak sahaya sürülen bir obje olduğu kanaatinde asla değilim.” demekteydi.
Külliye Cephesinin Bakışı!..
Öte yandan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum’un yaklaşımı aynı zamanda Külliye’nin bakışını da yansıtıyordu.
Uçum, X hesabındaki yazıda "İstanbul’daki terör ve yolsuzluk soruşturmalarından sonra yeni nesil sokak eylemleri bir kez daha gündem oldu. Bunlar demokratik protesto hakkının kullanılması olarak görülse de işin aslı öyle değil" demekteydi. İlaveten “Nihilist sivil itaatsizlik eylemleri kaos hedeflidir. Bu eylemlerle güvensizlik ortamı ve yönetim zafiyeti oluşturarak emperyalizme hizmet edecek bir iktidar değişikliği amaçlanır.” şeklinde vurgulamaktaydı.
Ne Her Şey Dış Mihrak Etkisi mi?..
Şahsi düşünceme göre, burada iki şeyi birbirine karıştırmamak gerekiyor. Tıpkı Z Kuşağı değerlendirmelerinde olduğu gibi burada da iki “Uç bakış” oluşmaktaydı. Birincisi her şeyi “Dış Mihrak” lara bağlayan bakıştır. Buna göre bu tarz olaylar dış faktörle meydana getirilmiş kışkırtma eylemleridir. Dış Mihrak teorisinin eksiği ya da zaafı ise o durumu yaratan iç şartları görmezden gelmesidir.
İkincisi ise sözüm ona “Sivil” ya da “Muhalif” bakıştır. Onlara göre ortada dış faktör filan hiç yoktur, her şey iç dinamiklerle oluşmuş, normal sivil muhalif tepki eylemleridir. Arkasında başka bir şey aranmamalıdır. Bu imajı kasıtlı olarak yayabildikleri gibi kendi “Liberal önyargı” larının eseri de olabilir.
Komploları Görmemek Körlüktür!..
Benim ise bu iki eğilimden birine kesin bir şekilde katılmam mümkün görünmüyor. O yüzden bu gibi hareketlerde, bir ihtimal olarak ne her şeyi dış mihraklara bağlama ne de dış etkiyi yok sayma eğiliminde değilimdir. Kimse benim kadar “Komplocu” düşünmesin. 25 yıldır bu düşünce tarzının Türkiye’deki temsilcilerinden biri oldum. Bu uğurda uğramadığım saldırı, ödemediğim bedel kalmadı gibi. Sonunda komploları görmezden gelen kafa yapısını deşifre edebildik çok şükür!
Küresel komplocuların, yeni dünya düzencilerin, emperyalizmin ve istihbarat servislerinin dünyaya ve ülkemize yapmak istediklerini aklım yettiğince, (Doğru veya yanlış) samimi olarak analiz etmeye çalıştım. 30’a yakın kitabımın yüzlerce yazım, konuşmamın çoğu benzer konulardadır. Uyarı vazifemi yaptığımı zannediyorum. İyi – kötü bu işlerden biraz çakarım yani!..
Kitle Hareketleri Üzerinde Herkes Sörf Yapabilir!..
Dolayısıyla böyle düşünenlere karşı “Yok canım nereden çıkartıyorlar” vb, gibi kestirme yargılarda yahut alaycı dudak bükmelerde bulunamam. Böyle bir ihtimal her zaman vardır. Abartmadan değerlendirmek lâzım.
Nerede bir kitle hareketi uç vermişse orada muhakkak yerli – yabancı istihbarat grupları üşüşürler. Konjonktüre göre bazıları kışkırtma, bazıları yönlendirme, bazıları engelleme, vb gibi amaçlar taşırlar. Bilhassa emperyalist saldırı altındaki ülkelerde durum çok daha ciddidir. Hele de günümüzde iyice uzmanlaşmışlardır. “Kadife devrim”, “Turuncu devrim”, “Arap baharı” hep bunların eseridir. Yok sayılamazlar. Bunu reddeden yok…
Z Kuşağının “Pikachu” Versiyonu!..
Ancak unutulmamalı ki her toplumsal tepki toplumdaki bir birikim, sıkıntı ve memnuniyetsizlik üzerinde yükselir. Aksi taktirde ne kadar kışkırtırsan kışkırt sonuç alamazsın yahut çok sınırlı kalır. Bir provokatif hareketin başarıya ulaşması için bir dizi faktörün bir araya gelmesi gerekir. Ha arada birileri müdahil olmuş mudur, araya sızmış mıdır, sızmışlarsa neyi, nasıl yapmışlardır bilemem. Bunu tespit etmek istihbarat servisinin görevi. Benim ise öyle bir gücüm yok. Ben sadece fikrimi söylerim.
O yüzden son olayları anlayabilmek için adına “Z Kuşağı” denen olgunun halet-i ruhiyesini doğru analiz etmek gerekmektedir. Eğer bir komplo varsa bile ancak bunun üzerinde yükselebilir. Benim için hareketin sosyolojik karakteri daha önemliydi. Nitekim 26. 03. 2025 tarihli “Bu kuşak apolitiktir’ denildi ama! Z kuşağı ‘ters köşe’ mi yaptı?” başlıklı yazımda sıcağı sıcağına bu kuşağın analizini yapmaya çalıştım. Daha o zaman polisten kaçan Pikachu videosu ortaya çıkmamıştı bile.
Pikachu Kuşağına Hoş Geldiniz!..
Doğrusu ilk andaki tespitimin yaşanan süreç tarafından hızla doğrulandığını düşünüyorum. Ben bu kuşağın temel özelliğinin “Hedonizm” (Hazcılık) olduğunu, bunların siyaseti bile “Eğlencelik” bir unsur gibi gördüğünü, bu yüzden olayları bir tür çocukça “Oyun” gibi algıladıklarını, zekice teatral unsurlarla bezedikleri, çok mizahi ögelerle destekledikleri, olayları bir tür “Şaka” gibi yaşadıkları söylenebilir. Onlar için olaylara karışmak, polisle çatışmak siyasal bir eylem olmaktan çok sanal bir bilgisayar oyunu ya da karnavala katılmak gibi bir şey olabilir. O yüzden şaşırıyoruz!..
Ancak ben bunu “Olumsuz” bir özellik olarak göremedim. Tam tersine hareket çok daha yakıp yıkmacı, vandalist boyutlara sıçramadıysa önemli ölçüde bu yüzdendir. Bu sayede daha kötü durum ve görüntüler oluşmamıştır. Tuhaf gelebilir ama ben devletin / hükümetin yerinde olsaydım tam tersine bu tarz davranışları özendirir hatta bizzat örgütlerdim. Kızacaklarına yatıp kalkıp Pikachu’ya ve benzerlerine dua etsinler!..
Pikachu’dan Korkma Molotof Atandan Kork!..
Bu yönleriyle bugünküler ne geçmiş klasik militan gençlik hareketlerine ne de Gezi gençliğine benzememektedirler. Lakin bu gençliğin tam tahlili henüz yapılamadığı için daha detay özelliklerini bilmiyoruz. (Bu anlamda bu yazı dahil yanılma payına açıktır) Benimkisi –doğru olduğunu düşünsem bile- sadece bir kanaattir. Tam tersine bu kuşağın zihniyet ve simge dünyasına baktığımda mevcut davranışları için Pikachu’nun gayet uygun simge olduğunu söyleyebilirim. Herhangi bir genç, kendi kültürel kalıpları içinde bu kostümü giyip ortaya çıkabilir. Hiç şaşırtıcı sayılamaz!..
Pikachu’nun ortaya çıkışını anlayabilmek için fazla söze gerek yok. Bu kuşağın karakteristik özelliklerine bakmak yetiyor. Bu diğer faktörlerin rol oynama ihtimalini sıfırlamasa dahi esas olarak bu kuşağın -bize hayli acayip ve ergence gelen- davranışlarını açıklamada belki bir anahtar olabilir. O yüzden bu gençliği “Tu kaka” ilan etmenin anlamı yok. Abartmadan, sakince değerlendirmek lâzım!..
Dediğim gibi, bu noktada köşeli yargılara mesafeliyim. Pikachu’nun “Ajan - Provokatör” filân gibi olduğuna da ihtimal vermiyorum. Sadece bu kuşağın algı, sembol ve radikalizmi önceki kuşaklarınkinden farklı olsa gerek. Birde söz konusu kuşağı anlamaya çalışıp, bu açıdan bakmaya uğraşsak fena olmayacak gibime geliyor…
01. 04. 2025
KONU DIŞI BİR NOT: Ulusal hassasiyetleri olan biri olarak, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in İngilizlerden ilgi dilenen yaklaşımını oldukça garipsediğimi belirtme gereği duyuyorum.