O SADECE DURAKTA GÖRDÜĞÜ KIZI TAVLAMAK İSTEMİŞTİ!... AMA KENDİNİ TİYATRO SAHNESİNDE BULDU!.... ŞİMDİ ÜNLÜ VE KADINLAR PEŞİNDEN KOŞUYOR!..KİM BU ADAM?....
Siyasalda okumayı düşünürken konservatuvar sınavlarına girdi. Eskişehir'de 4 sene öğretmenlik yaptı. Diyarbakır'da tam 8 yıl tiyatro aşkıyla yaşadı. O kamera şakası yapan bir program sayesinde televizyonla tanıştı.
İşte o röportaj:
Kedi gibi yaşamak bana zor geliyor
Beş yaşında İstanbul'a geliş... Yedi yaşına kadar 'İstanbul'da büyüyormuş' gibi hissetmediği ancak, Göngören'den Bostancı'ya taşındığında İstanbul'da olduğunu hissettiği bir çocukluk... Öğretmen anne; aydın ve demokrat bir babayla geçen baskısız, özgür bir gençlik... Üstelik 'adaptasyon zorluğu çektiği için' 12 gün okulu kıracak kadar özgür! Tiyatroyla uzaktan yakından alakası yokken; Kadıköy'de, otobüs durağında görüp etkilendiği kızın peşine takılınca başlayan bir tiyatro aşkı... Nasıl mı? "Onun gittiği yere kadar gittim, tanıştık, amatör tiyatro yapıyormuş, hafta sonları tiyatro provalarına gitmeye başladım. Bir gün içlerinden biri hastalanınca, hayatında yüksek sesle şiir bile okumamış ben, sahneye çıktım. O anı hiç unutmam! Çok etkilendim..." Siyasalda okumayı düşünürken konservatuvar sınavlarına giriş... Eskişehir'de dört senelik bir öğrencilik hayatı... Bu sırada Beyazıt Öztürk'le aynı radyoda program yapıyor! Mezuniyet sonrası Diyarbakır Devlet Tiyatrosu'nda tam sekiz yıl terör gölgesinde ama büyük bir aşkla tiyatro... Ve yazları İstanbul'da kamera şakaları yapan bir program sayesinde televizyonla tanışma... Sonrasını zaten herkes biliyor; Serseri, Köpek, Beyaz Gelincik ve Sessiz Fırtına ile ekran kariyeri... Petekkaya artık ekranın yeni jönü, Kadir İnanır'ın tahtına aday 'ağır abi', kadınların yeni gözdesi ve 'reytingi cebinde' bir oyuncu... Bu röportaj da meraklıları için onun iç dünyası...
Kazandığınız başarıyı avucunuzda tutmak o kadar zor ve gergin bir iş ki! Ben de herkes gibi davranabilirim, insanım çünkü ama bu başkasına ters geliyor. Hata yapmamak, tufaya düşmemek, aportta yaşamak, kedi gibi yaşamak lazım. Ama ben kedi değilim, atım! Öyle yaşamak da zor geliyor"..
- En büyük çocukluk hayaliniz?
- Çok fazla hayalim vardı. Ben okuldan geldikten sonra yatardım yatağa, bir battaniye çekerdim kafama, hayale yatardım bir-iki saat.
- Aaa güzelmiş bu! Hayale yatmak... Ne hayal ederdiniz?
- Çok şey... Çocuk yaşta neler hayal edilirse işte!
- Hâlâ var mı hayalperestlik?
- Yok, demek ki çocukluğumda çok doydum. (kahkahalar)
- 'Bir gün ünlü bir oyuncu olacağım' hayali peki?
- Hiç plan yapmadım, sadece yaşamımı nasıl idame ettirebilirim, nasıl biraz daha iyi yaşayabilirim ve mesleğimde ne yapabilirim diye düşündüm hep ve ne iş yapıyorsam en doğru şekilde yapmaya çalıştım.
- Giderek reytingi cebinde bir aktör haline gelmek insana ne katıyor mesleki olarak?
- Belki bir sonraki işte daha rahat ediyorsunuz, o kadar....
- İstediğiniz partneri seçme şansınız?
- Yok! Öyle bir şans da istemem. Bu işleri tasarlayanlar bu işi benden daha iyi biliyor. Tutup da 'Karşıma bu oyuncuyu koyun' terbiyesizliği, cehaleti içine düşmem asla.
- 'Aynı rollerin adamı' eleştirisine ne diyorsunuz?
- Bunu söyleyenlerin sadece basın bültenlerini okuyup, dizi künyelerine bakarak konuştuğunu düşünüyorum.
- Sizi izliyorum ve bültenleri okumadan aynı şeyi düşünüyorum!
- Kendimi biliyorum, öyle olsa itiraf ederim.
- Beyaz Gelincik dizisinde oynadığınız Ömer Aslanbaş'la Sessiz Fırtına dizisindeki Yiğit Sancaktar arasında ne fark var?
- Çok fark var. Sessiz Fırtına'da oynadığım adam bir mafya babası!
- Beyaz Gelincik'te oynadığınız adamla tarzı, tavrı, maçoluğu, bakışları, her şeyi aynı...
- Künye anlamında aynı adamlar gibi gözüküyor ama aslında değ