‘İmamoğlu’nun diploması iptal edilecek’ yalanını uyduranlara da soruşturma açacak mı?

Gazeteci haber kaynağını açıklamak zorunda değildir ama iddiasının arkasında durmak ve haberin yalan ya da yanlış çıkması durumunda tüm sorumluluğu üstlenmek zorundadır.

AKP iktidarı erken seçimden sonra yaşadığı kısa sureli şaşkınlığı atlattı, “tek gündem belirleyici” olma rolünü kaldığı yerden üstlenmeye devam ediyor.

Her günümüz, iktidar kaynaklı bir iddiyı tartışmakla geçiyor.

Kayyum atamalarının, gözaltıların, tutuklamaların, soruşturmaların, ev hapislerinin, yurt dışına çıkış yasaklarının ardı arkası gelmiyor.

Bir bakıyorsunuz, “CHP Kurultayı Şaibeli” haberi gündeme bomba gibi düşüyor, daha onun yankıları bitmeden TÜSİAD yöneticilerine soruşturma açılıyor…

Gündem o kadar hızlı değişiyor ki, tutuklanan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ çoktan unutuldu.

Yeni gündemimiz “Ekrem İmamoğlu’nun diploması…”

*

Daha Cumhurbaşkanı’nın diploması konusunda kamuoyu ikna edilememişken, iktidarın aynı iddiayı CHP’nin cumhurbaşkanı adayına yöneltmesi oldukça “cesur” bir adım olarak karşımıza çıkıyor.

AKP medyası da bu arada boş durmuyor ve böyle bir ortamda tansiyonu daha da yükseltmek için elinden geleni yapıyor. Dikkatleri düşürülemeyen enflasyondan, hayat pahalılığından, yoksulluktan, enflasyonun altındaki ücret artışlarından, sokaktaki isyandan uzaklaştırmak için, “muhalefeti savunmaya yöneltecek” iddiaları üst üste patlatıyor.

*

Dün hem Hürriyet, hem de bazı yandaş gazetelerde “İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali istendi” haberi yer aldı.

Bu gazeteler, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne gönderdiği yazıda böyle bir talepte bulunduğunu iddia etti.

Haber, dün sabah erken saatlerde Başsavcılık tarafından yalanlandı.

Başsavcılık yaptığı açıklamada İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanlığı tarafından gerçekleştirilen yatay geçiş işlemleriyle ilgili inceleme talep ettiğini, diploma iptali konusunda bir taleplerinin olmadığını kamuoyuna duyurdu.

*

Bu gelişmeler üzerine gözler Hürriyet’teki köşesinde söz konusu iddiayı ortan Nedim Şener’e çevrildi.

Gazeteci haber kaynağını açıklamak zorunda değildir ama iddiasının arkasında durmak ve haberin yalan ya da yanlış çıkması durumunda tüm sorumluluğu üstlenmek zorundadır!

Hem Nedim Şener, hem diğer gazetelerin yöneticileri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca bizzat yalanlanan bu iddiaları hakkında kamuoyuna bir açıklama borçlu…

*

Dünden bu yana yanıtsız kalan birçok soru sanal ortamda dolaşıp duruyor:

-Bu haberi Nedim Şener’e ve diğer muhabirlere kim sızdırdı?

-Sızdıranın amacı neydi?

-Nedim Şener ve diğerleri haberi sızdıran kişiye çok güvendikleri için mi bu haberi yayınladı yoksa ortalığı Ekrem İmamoğlu aleyhine biraz daha karıştırmak için fırsat mı kolladı?

-Muhalif medya, Hürriyet’in yaptığını yapıp İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nı kaynak göstererek yalan bir haber yayınlasaydı; bu haberi yapanlar ve yayınlayanlar hakkında bir saat içinde soruşturma açılır mıydı, açılmaz mıydı?

-Dolayısıyla aynı Başsavcılık, bu yalan haberin sorumluları hakkında ne yapmayı düşünüyor?

-“Canım bizim çocuklar yanılmış” diyerek olayın üstünü kapatacak mı?

-Yoksa bilirkişiye sahip çıktığı kadar, milyonlarca vatandaşın oyuyla seçilmiş İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanı’na da sahip çıkacak mı?

*

Gazetecilik, bu saatten sonra sadece gazetecilik değildir; gazetecinin sadece gazeteci olmadığı gibi.

Ajanlar, algı operatörleri, spekülatörler aramızda kol geziyor.

Kısacası…

Okuduğunuz her habere zaten inanmıyordunuz ama… Bundan sonra daha da az inanın!