STAR GAZETESİ,BAŞYAZARI MEHMET ALTAN'DAN NEDEN ÖZÜR DİLEDİ?
Star gazetesi bugün Başyazarı Mehmet Altan'ın yazısının altına "özür" metni koydu.
Sabah gazeteyi eline alan Altan, yazısının anlamsız bir yerde bittiğini görünce şaşkına döndü. Altan, yazısının kesilen kısmını bugün tekrar yayınlarken, gazeteye sitem etti.
Star gazetesi ise bugün Mehmet Altanın yazısının altına "özür" metni koydu.
İşte Mehmet Altanın sitemi...
Dün... Babamı alıp manevi işkencelerden geçirdikleri, haksız yere iki yıl yatırdıkları, evimizi birkaç kez basıp aradıkları 12 Mart 1971 Darbesinin 39. yıldönümüydü...
Susurluk, Ergenekon türü devlet içi melanet yuvalarının kanlı bir provokasyonu olduğu artık iyice anlaşılan Gazi Mahallesi olaylarının da 15. yıldönümü...
Güne, Abant Platformunun düzenlediği Yeni Bir Toplumsal Mutabakat İçin Demokratikleşme toplantısı için geldiğim Ankarada uyandım.
Kahvaltıya indiğimde, beni tatsız bir sürpriz bekliyordu...
Gazeteyi elime alıp, yazıma göz attığımda, Gladio dimdik ayakta başlıklı yazımın son bölümünün uçup gittiğini gördüm...
24 saat ömrü olan günlük yazılar, dışarıdan görülmeyen ince, uzun ve gün boyu süren bir azami özenin ürünüdür...
Nitekim önceki gün de yazımın uzun olabileceği endişesiyle, hızlıca şifa bulmasını dilediğim bir yakınının sağlık sorunuyla uğraşan Mustafa Kartoğlunu aradım.
Ne var ki...
İnce ince uğraştığımız, en uygun kıvam için tashihleriyle didiştiğimiz yazının son bölümü, eşdeğer bir özenin eksikliğinden sırra kadem basmıştı...
16 Mart Katliamı sanıklarının cezalandırılmadan davanın zaman aşımına uğramasına yönelik yazdığım dünkü yazım anlamsız bir şekilde:
Bakan bakmış ki sorun çözülmüyor, iki müfettiş göndermiş diye kesiliveriyordu...
En ufak bir yazı özeni olanın anlayacağı şekilde bir devamı olması gerekirdi...
O olması gereken bölüm ise şöyleydi:
Bakan bakmış ki sorun çözülmüyor, iki müfettiş görevlendirmiş...
Müfettiş incelemesi sonunda ortaya çıkacak duruma göre yetkilerini de sonuna kadar kullanacağını net bir şekilde ifade etmişti.
Sonra dün, Yargıtayın zaman aşımını onayladığını ve dosyayı kapattığını okudum.
***
Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin...
Ve şimdiki Adalet Bakanı Sadullah Ergine yeniden bir sorum var...
Dışarıda Ergenekon izi sürülürken, içerlerde Ergenekonu sağ salim kıyıya çıkaran, 33 yıl boyunca süreci hiç sektirmeden izleyen, izledikçe de koruyup kollayan bu irade neyin nesi, kimin fesidir?
Bakmayı ve ilgilenmeyi acaba düşünür müsünüz?
Aksi takdirde Ergenekonun peşinde koşmak fazla işe yaramayacak, çünkü Gladio orada dimdik ayakta...
***
Böyle bir ruh haliyle Abant Toplantısına katıldım.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, o sakin, uygar tavrıyla 2002 yılından itibaren yapılan reformları sıralıyordu...
Topluca bakıldığında alınan yola insan seviniyordu... Ama demokrasi kültüründe boy atmış uygar bir dünyanın vatandaşı olarak duruma baktığınızda, Faşist Franco Rejiminden çıkmaya uğraşan bir ülke konumundaydık...
İçişleri Bakanının ardından kürsüye gelen Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtuluşun hem daha radikal demokratik adımlar talebi, hem de hala bir heykelini Erzuruma dikemediğimiz rahmetli Hüseyin Avni Ulaşın hürriyetsiz bir cumhuriyet iğfalkardır sözünü hatırlatması dikkatimi çekti...
Ardından değerlendirme için TRTye konuk oldum.
Ankaradaki bombalı araba için ortaya çıkan çarpıcı belge ve gelişmelerle, Nevruza yönelik ciddi provokasyon söylentilerini yeniden değerlendiren sohbetlere tanık oldum...
16 Mart Katliam sanıklarının etkin bir güç tarafından 33 yıldır korunduğu bu ülkede her şey mümkün...
Çünkü o sanıkların kimin tarafından kurtarıldığı hala meçhul.
Umarım TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin onların kim olduğunu merak edip ortaya çıkartır.
ÖZÜR: Dünkü yazının son bölümü gece değişikliği sırasında son baskıda sehven yayınlanmamıştır. Başyazarımız ve okuyucularımızdan özür dileriz.
Star gazetesi ise bugün Mehmet Altanın yazısının altına "özür" metni koydu.
İşte Mehmet Altanın sitemi...
Dün... Babamı alıp manevi işkencelerden geçirdikleri, haksız yere iki yıl yatırdıkları, evimizi birkaç kez basıp aradıkları 12 Mart 1971 Darbesinin 39. yıldönümüydü...
Susurluk, Ergenekon türü devlet içi melanet yuvalarının kanlı bir provokasyonu olduğu artık iyice anlaşılan Gazi Mahallesi olaylarının da 15. yıldönümü...
Güne, Abant Platformunun düzenlediği Yeni Bir Toplumsal Mutabakat İçin Demokratikleşme toplantısı için geldiğim Ankarada uyandım.
Kahvaltıya indiğimde, beni tatsız bir sürpriz bekliyordu...
Gazeteyi elime alıp, yazıma göz attığımda, Gladio dimdik ayakta başlıklı yazımın son bölümünün uçup gittiğini gördüm...
24 saat ömrü olan günlük yazılar, dışarıdan görülmeyen ince, uzun ve gün boyu süren bir azami özenin ürünüdür...
Nitekim önceki gün de yazımın uzun olabileceği endişesiyle, hızlıca şifa bulmasını dilediğim bir yakınının sağlık sorunuyla uğraşan Mustafa Kartoğlunu aradım.
Ne var ki...
İnce ince uğraştığımız, en uygun kıvam için tashihleriyle didiştiğimiz yazının son bölümü, eşdeğer bir özenin eksikliğinden sırra kadem basmıştı...
16 Mart Katliamı sanıklarının cezalandırılmadan davanın zaman aşımına uğramasına yönelik yazdığım dünkü yazım anlamsız bir şekilde:
Bakan bakmış ki sorun çözülmüyor, iki müfettiş göndermiş diye kesiliveriyordu...
En ufak bir yazı özeni olanın anlayacağı şekilde bir devamı olması gerekirdi...
O olması gereken bölüm ise şöyleydi:
Bakan bakmış ki sorun çözülmüyor, iki müfettiş görevlendirmiş...
Müfettiş incelemesi sonunda ortaya çıkacak duruma göre yetkilerini de sonuna kadar kullanacağını net bir şekilde ifade etmişti.
Sonra dün, Yargıtayın zaman aşımını onayladığını ve dosyayı kapattığını okudum.
***
Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin...
Ve şimdiki Adalet Bakanı Sadullah Ergine yeniden bir sorum var...
Dışarıda Ergenekon izi sürülürken, içerlerde Ergenekonu sağ salim kıyıya çıkaran, 33 yıl boyunca süreci hiç sektirmeden izleyen, izledikçe de koruyup kollayan bu irade neyin nesi, kimin fesidir?
Bakmayı ve ilgilenmeyi acaba düşünür müsünüz?
Aksi takdirde Ergenekonun peşinde koşmak fazla işe yaramayacak, çünkü Gladio orada dimdik ayakta...
***
Böyle bir ruh haliyle Abant Toplantısına katıldım.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, o sakin, uygar tavrıyla 2002 yılından itibaren yapılan reformları sıralıyordu...
Topluca bakıldığında alınan yola insan seviniyordu... Ama demokrasi kültüründe boy atmış uygar bir dünyanın vatandaşı olarak duruma baktığınızda, Faşist Franco Rejiminden çıkmaya uğraşan bir ülke konumundaydık...
İçişleri Bakanının ardından kürsüye gelen Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtuluşun hem daha radikal demokratik adımlar talebi, hem de hala bir heykelini Erzuruma dikemediğimiz rahmetli Hüseyin Avni Ulaşın hürriyetsiz bir cumhuriyet iğfalkardır sözünü hatırlatması dikkatimi çekti...
Ardından değerlendirme için TRTye konuk oldum.
Ankaradaki bombalı araba için ortaya çıkan çarpıcı belge ve gelişmelerle, Nevruza yönelik ciddi provokasyon söylentilerini yeniden değerlendiren sohbetlere tanık oldum...
16 Mart Katliam sanıklarının etkin bir güç tarafından 33 yıldır korunduğu bu ülkede her şey mümkün...
Çünkü o sanıkların kimin tarafından kurtarıldığı hala meçhul.
Umarım TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin onların kim olduğunu merak edip ortaya çıkartır.
ÖZÜR: Dünkü yazının son bölümü gece değişikliği sırasında son baskıda sehven yayınlanmamıştır. Başyazarımız ve okuyucularımızdan özür dileriz.