''SİZ DE BUNU YEDİNİZ Mİ?'' YILLARIN GAZETECİSİNDEN BAŞBAKAN'I KIZDIRAN CÜMLE!
Balçiçek Pamir'le Söz Sende'nin bugünkü konuğu Hürriyet gazetesi yazarı Yalçın Doğan'dı. Doğan programda ilginç açıklamalarda bulundu.
Gazetecilerin devlet büyüklerinin uçaklarına davet edilmeleriyle ilgili olarak konuşulduğu sırada usta gazeteci Başbakan Erdoğanın kendisine kızmasına neden olan bir anekdotu da şöyle anlattı: Sanırım 2004 yılıydı. O zaman henüz başbakan değildi, Recep Tayyip Erdoğanla Amerikaya gittik. Orada Bushla bir görüşmesi var oradan da Kopenhaga gideceğiz. Beyaz Saraydaki randevusundan çıktıktan sonra kendisiyle uçakta bir araya geldik biz gazeteciler olarak. Görüşmenin çok iyi geçtiğini anlattı hepimize, görüşmeden sonra dışarı çıkınca da Başkan Bushun oradaki bir yerküreyi çevirip parmağını Türkiyenin üzerine koyarak Türkiye çok önemli bir ülke, daha da önem kazanacak dediğini söyledi heyecanla. Ben de dayanamadım kendisine dönüp Siz de bunu yediniz, öyle mi? diye sordum. Çünkü ben biliyorum ondan önceki başbakanlara hatta sadece Türklere değil herkese söylüyor bunu. Ama bunu duymaktan rahatsız oldu.
Doğan programda ayrıca genel yayın yönetmenliği yaptığı günleri hiç özlemediğini de şöyle anlattı: Genel Yayın Yönetmeni ringe çıkmış bir ağır sıklet boksörün final maçı gibidir. Siyasetçilerle, meslektaşlarınızla, çeşitli çıkar gruplarıyla, yani hemen hemen herkesle muhatapsınız, dengeleri gözetmek zorundasınız. Üstelik ringin içinde oradan oraya sallanıp durursunuz ama ayakta kalmak ve ertesi güne hepsinin ortalaması olan bir ürün çıkarmak zorundasınızdır. Üstelik çıkan gazeteyi de kimseye beğendiremezsiniz. Allah korusun, hiç özlemiyorum o günlerimi doğrusu.
Doğan programda ayrıca genel yayın yönetmenliği yaptığı günleri hiç özlemediğini de şöyle anlattı: Genel Yayın Yönetmeni ringe çıkmış bir ağır sıklet boksörün final maçı gibidir. Siyasetçilerle, meslektaşlarınızla, çeşitli çıkar gruplarıyla, yani hemen hemen herkesle muhatapsınız, dengeleri gözetmek zorundasınız. Üstelik ringin içinde oradan oraya sallanıp durursunuz ama ayakta kalmak ve ertesi güne hepsinin ortalaması olan bir ürün çıkarmak zorundasınızdır. Üstelik çıkan gazeteyi de kimseye beğendiremezsiniz. Allah korusun, hiç özlemiyorum o günlerimi doğrusu.